Prof. Dr. Cemil Aydın, Namık Kemal neslinin oryantalizme karşı fikri mücadelesini vurgularken, Karl Marx ile yaptığı karizmatik karşılaştırma dikkat çekti.
Modern dünya tarihi ve küresel İslam düşüncesi alanında çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Cemil Aydın, İstanbul Medipol Üniversitesi’nde öğrenciler ve akademisyenlere seslendi. Aydın, Namık Kemal neslinin oryantalizme karşı sadece siyasi değil, kapsamlı bir fikri mücadele verdiğini belirterek yaptığı karşılaştırmayla dikkat çekti.
Harvard Üniversitesi’nde doktorasını tamamlayan ve küresel entelektüel tarih alanında önemli eserlere imza atan Prof. Dr. Aydın, “Adalet, Hürriyet ve Medeniyet: Modern Asya, Afrika ve İslam Düşüncesinin Mirası” başlıklı bir konferans verdi. Aydın, Avrupa merkezli tarih anlayışına karşı sömürgecilikten arındırılmış bir bilgi üretiminin temellerini tartışmaya açtı.
Prof. Aydın, İstanbul’da devam eden ve sömürgeciliğin bilgi üretimi ile teknoloji üzerindeki hegemonyasını eleştiren “World Decolonization Forum” ile paralel bir entelektüel zeminde konuştu. Konuşmasında Aydın, sömürgeciliğin sadece tarihsel bir olay olmadığını, zihinsel mirasının günümüzde de sürdüğünü vurguladı.
Bazı düşünürlerin Avrupa ile kurulan düşünsel ilişkinin tamamen kesilmesi gerektiğini savunduğunu belirten Prof. Dr. Aydın, “Zehrin geldiği yer ilaç olamaz” yaklaşımının güç kazandığını söyledi. Ancak Tanzimat’tan itibaren Ahmet Cevdet Paşa, Namık Kemal ve Mehmet Akif gibi isimlerin Avrupa düşüncesiyle İslam geleneğini sentezleyerek yeni bir gelecek kurmaya çalıştığını ifade etti. Bu mirasın tamamen reddedilmesinin haksızlık olacağını dile getirdi.
Genel kabul gören “Aydınlanma sadece Avrupa’nın başarısıdır” tezine itiraz eden Prof. Dr. Aydın, 19. yüzyıldaki gerçek küresel aydınlanmanın Avrupa dışında; Asya, Afrika ve İslam dünyasında yaşandığını savundu. Namık Kemal neslinin oryantalizme karşı sadece siyasi değil, muazzam bir fikri mücadele verdiğini belirten Aydın, sunumundaki bir görsele atıfta bulunarak, “Namık Kemal’i o görsele Karl Marx’tan daha karizmatik olduğu için koydum” dedi. Bu kurucu neslin, Avrupa aydınlanmasını alıp kendi haklarını savunacak şekilde yeniden tanımladığını ve insanlık tarihinin en üretken fikir akımlarını inşa ettiğini sözlerine ekledi.
Prof. Dr. Aydın, 19. yüzyılda Avrupa dışında, Asya, İslam dünyası ve Afrika’da önemli bir aydınlanma hareketi yaşandığını belirtti. Bu düşünsel dönüşümün en önemli temsilcileri arasında Ahmet Cevdet Paşa ve ailesinin yer aldığını söyledi. Cevdet Paşa’nın hem İslam ilim geleneğine hakim olduğunu hem de Fransızca öğrenerek Avrupa düşüncesini yakından takip ettiğini ifade etti. Avrupa merkezli tarih anlayışına karşı daha hakkaniyetli bir dünya tarihi yaklaşımı geliştirdiğini ve medeniyet tarihini tek merkezli okumaya karşı çıktığını vurguladı.
Namık Kemal neslinin oryantalizme karşı güçlü bir fikri mücadele verdiğini söyleyen Prof. Dr. Aydın, Fatma Aliye Hanım başta olmak üzere dönemin aydınlarının, İslam’ın kadını ezdiği yönündeki tezlere karşı önemli cevaplar geliştirdiğini anlattı. Bu kuşağın, İslami geleneği taklit ederek değil içtihatla yeniden yorumlama cesaretine sahip olduğunu ifade eden Aydın, “Yeni bir dünya tarihi vizyonu geliştirdiler. Bilim üretmenin ve geleceği inşa etmenin Müslüman toplumlar için mümkün olduğunu savundular” dedi.
19. yüzyılın başlarında İslam medeniyeti fikrinin yeniden tanımlandığını belirten Prof. Dr. Aydın, Müslüman düşünürlerin İslam medeniyetini yalnızca dini bir çerçevede değil; bilim, felsefe ve hümanizm temelinde de yeniden kurguladığını söyledi. Hz. Muhammed’in de bu dönemde yalnızca Allah’ın Resulü olarak değil; devlet adamı, düşünür ve toplum modeli olarak yeniden ele alındığını ifade etti.
İstiklal Marşı’ndaki “Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal” ifadesinin uzun bir fikri mücadelenin sonucu olduğunu söyleyen Prof. Dr. Aydın, bu yaklaşımın Müslüman toplumların eşitlik, özgürlük ve adalet taleplerinin düşünsel temelini oluşturduğunu belirtti. Gandhi’nin “Avrupa’nın medenileşmesi iyi bir şey olabilir” sözünün de sömürgeci medeniyet anlayışına yönelik güçlü bir eleştiri olduğunu ifade etti. Marshall Hodgson’ın ise İslam tarihini dünya tarihinin merkezine taşıyan önemli isimlerden biri olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Aydın, günümüzde yeniden daha iyi bir dünya kurma ihtiyacının bulunduğunu belirterek, geçmişin düşünsel mirasının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Prof. Dr. Aydın, “medeniyetler çatışması” tezinin Filistin meselesi üzerinden şekillendiğini belirterek, bu yaklaşımın küresel siyasette önemli etkiler oluşturduğunu söyledi. Filistin hareketinin 1960’lı ve 1970’li yıllarda Asya ve Afrika düşüncesinde çok önemli bir yere sahip olduğunu ifade etti. Güney Afrika’daki Nelson Mandela hareketiyle birlikte Filistin mücadelesinin de özgürlük, eşitlik ve adalet arayışının sembollerinden biri olarak görüldüğünü dile getirdi.
Prof. Dr. Aydın, 2004 yılındaki Medeniyetler İttifakı Konferansı’nın yeni dünya düzeni arayışlarının önemli örneklerinden biri olduğunu belirterek, konferansta medeniyetler arasında çatışma yerine diyalog kurulmasının amaçlandığını söyledi. Asya ve Afrika toplumlarında zamanla bir entelektüel buhran ortaya çıktığını ifade eden Prof. Dr. Aydın, bazı düşünürlerin Batılı fikirlerle kurulan sentezin başarısız olduğunu savunarak “öze dönüş” fikrini öne çıkardığını ancak bu yaklaşımın da yeni sorunlar doğurabileceğini dile getirdi.
Medeniyetler İttifakı toplantılarında “medeniyetler çatışması” tezini savunan isimlerin davet edilmesini eleştiren Prof. Dr. Aydın, “Yangını söndürmek isteyenlerin, konuşmacı olarak kundakçıyı çağırmasına benziyor” ifadelerini kullandı. Filistin meselesinin Soğuk Savaş döneminde yalnızca bölgesel bir sorun olmadığını belirten Prof. Dr. Aydın, küresel güney ile Batı dünyası arasında ideolojik ve siyasi bir mücadele alanına dönüştüğünü söyledi.
Geçmişin düşünsel mirasının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Aydın, “Yeniden daha iyi bir dünya kurmaya ihtiyaç var” diyerek, medeniyetler arasında çatışma yerine ortak bir gelecek vizyonunun inşa edilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Programın açılışında konuşan İstanbul Medipol Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bahadır Kürşat Güntürk, “Cemil Hoca’nın çalışmaları, modern düşünce tarihinin yalnızca Avrupa’da ortaya çıkan fikirlerle şekillenmediğini, Asya, Afrika ve İslam dünyasının düşünsel birikimlerinin, siyasal tahayyüllerinin de modern dünyanın kuruluşunda belirleyici bir rol oynadığını güçlü bir şekilde ortaya koymaktadır” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin en güçlü ve en iddialı haber teması: Seobaz Haber Teması. Hız, SEO uyumu ve modern tasarımıyla rakiplerinizi geride bırakın, haber sitenizi zirveye taşıyın.
Yorum Yap