Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, hantavirüsün Türkiye’de veya dünyada salgına dönüşme ihtimalinin olmadığını, bulaştırıcılığının düşük olduğunu açıkladı. Belirtiler ve korunma yolları hakkında bilgi verdi.
Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, son dönemde artan hantavirüs vakalarının kamuoyunda yarattığı endişeyi gidermek amacıyla virüsün Türkiye’de veya dünyada salgına dönüşme ihtimalini değerlendirdi. Ceyhan, mevcut veriler ışığında böyle bir ihtimalin bulunmadığını belirtti.
Hantavirüsün salgın oluşturabilmesi için bulaştırıcılığının çok yüksek olması gerektiğini vurgulayan Ceyhan, bu virüsün son derece yavaş bulaştığını ifade etti. Türkiye, Avrupa ve Asya’da görülen tiplerinin insandan insana bulaşmadığını, sadece Güney Amerika’daki ‘Andes’ tipinin çok yakın ve uzun süreli temasla bulaşabildiğini söyledi.
Hantavirüs belirtilerinin görüldüğü bölgeye göre farklılık gösterdiğini belirten Ceyhan, hastalığın iki ana gruba ayrıldığını açıkladı. Amerika Kıtası tipinin solunum sistemini etkileyerek zatürre ve solunum yetmezliğine yol açtığını, ölüm oranının %40’a ulaştığını belirtti. Türkiye, Asya ve Avrupa’da görülen tipin ise Kırım Kongo Kanamalı Ateşi ile benzerlik gösteren ‘Hemorajik Ateş Böbrek Yetmezliği Sendromu’na neden olduğunu ve genellikle böbrek yetmezliğiyle kaybedilen hastalar olduğunu aktardı.
Virüsün temel bulaş kaynağının kemirgenler olduğunu kaydeden Ceyhan, fare ısırıkları veya kemirgen atıklarının bulunduğu tozların solunmasıyla insana geçtiğini söyledi. Koronavirüs gibi yakın temasla veya basit dokunuşlarla bulaşmadığını, bulaşması için çok yakın ve uzun süreli temasın gerektiğini belirtti.
Ceyhan, koronavirüs dönemindeki gibi bir maske zorunluluğu veya geniş çaplı pandemi yaşanmasının söz konusu olmadığını yineledi. Pandemi için gereken kolay bulaşma ve dış ortamda uzun süre kalabilme özelliklerinin hantavirüsde bulunmadığını ifade etti. Gelecekteki pandemilerin grip veya koronavirüs türevlerinden kaynaklanabileceğini öngördü.
Farelerin bulunabileceği gıda ambarı, depo veya ev gibi alanlarda temizlik yapılırken yerlerin kesinlikle süpürülmemesi gerektiğini vurguladı. Süpürmenin atıkları havaya karıştıracağını, bunun yerine ortamın dezenfektanla nemlendirilmesi veya ultraviyole ışıkla temizlenmesi gerektiğini önerdi. Bu tür alanlarda maske ve eldiven kullanımının önemine dikkat çekti.
Hantavirüsün dış ortamda uzun süre dayanıklı olmadığını belirten Ceyhan, oda sıcaklığında 2-3 gün yaşayabildiğini ancak güneş ışığına karşı dayanıksız olduğunu ve dışarıda birkaç saat içinde öldüğünü söyledi. Kapalı ve karanlık ortamlardaki gıda stoklarının daha riskli olduğunu ekledi.
Genel enfeksiyon risklerine karşı en önemli korunma yönteminin el hijyeni olduğunu belirten Ceyhan, Türkiye’de hantavirüsün ilk kez 2009’da görüldüğünü ve bugüne kadar yaklaşık 250 vaka bildirildiğini aktardı. Türkiye’de görülen tipin ölüm oranının Amerika’dakine göre çok daha düşük olduğunu, Amerika’da %40 olan oranın Avrupa’da %5-15, Türkiye’de ise %5 civarında seyrettiğini belirtti. Ceyhan, bu verilerin bir salgın riski taşımadığını net bir şekilde ortaya koydu.
Türkiye’nin en güçlü ve en iddialı haber teması: Seobaz Haber Teması. Hız, SEO uyumu ve modern tasarımıyla rakiplerinizi geride bırakın, haber sitenizi zirveye taşıyın.
Yorum Yap