TCMB Başkanı Fatih Karahan, TBMM’de yaptığı sunumda, savaşın dezenflasyonu olumsuz etkilediğini ancak fiyat istikrarı kararlılığının değişmediğini vurguladı.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaptığı sunumda, küresel jeopolitik gelişmelerin dezenflasyon sürecini olumsuz etkilediğini belirtti. Karahan, özellikle ABD/İsrail ile İran arasındaki savaşın enerji fiyatlarını artırdığını ve Hürmüz Boğazı’nın kapanma riskinin küresel enerji arzı için tehdit oluşturduğunu vurguladı. Bu gelişmelere rağmen, TCMB’nin fiyat istikrarı hedefine ulaşma kararlılığının devam ettiğini ve tüm para politikası araçlarını bu doğrultuda kullanacaklarını ifade etti.
Karahan, şubat sonunda başlayan savaşın enerji ve ulaştırma hizmet fiyatları üzerindeki etkilerinin hissedildiğini aktardı. Petrol fiyatlarındaki oynaklığın son dönemde azalsa da tarihsel ortalamanın üzerinde seyrettiğini kaydetti. Ayrıca endüstriyel metal ve tarımsal emtialar kaynaklı enerji dışı fiyatlarda da artışlar gözlemlendiğini bildirdi.
TCMB Başkanı, enerji fiyatlarına bağlı olarak küresel ölçekte manşet enflasyonun yükseldiğine dikkat çekti. Bu duruma küresel para politikalarının ilk tepkisinin sınırlı kaldığını belirtti. Karahan, gelişmiş ülkelerde daha önce beklenen faiz indirimlerinin ertelendiğini, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) yıl boyunca politika faizini değiştirmeyeceğinin fiyatlandığını ifade etti. Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) ise yılın ikinci yarısında politika faizini artırmasının beklendiğini dile getirdi.
Karahan, sıkı para politikalarının hedeflenen sonucu olarak talep kompozisyonunda dengeli seyrin devam ettiğini bildirdi. 2025’te tüketimin büyümeye katkısının 2023’e kıyasla belirgin olarak gerilediğini, yatırımların katkısının ise sürdüğünü söyledi. Küresel ticaretteki zorluklara rağmen geçen ay ihracatta artış, ithalatta ise azalış kaydedildiğini aktardı. Yüksek enerji fiyatları nedeniyle enerji ithalatının artmasına karşın, altın ve enerji hariç ithalatta düşüş gözlendiğini, böylelikle dış ticaret açığının nisan ayında ilk çeyreğe kıyasla gerilediğini belirtti.
Fatih Karahan, cari açığın yılın ilk çeyreğinde dış ticaret ve hizmetler dengesindeki görünüme bağlı olarak arttığını, ancak milli gelire oran olarak tarihsel ortalamaların altında kalmayı sürdürdüğünü ifade etti. Savaşın enerji fiyatlarında tetiklediği hızlı yükselişin mart ayındaki enerji ithalatında belirgin artışa neden olduğunu aktardı. Korumacı önlemlerin küresel talep üzerinde oluşturduğu aşağı yönlü risklere, jeopolitik riskler ve enerji fiyatlarındaki artışın faaliyeti sınırlayıcı ikincil etkileri kaynaklı riskler de eklendiğini belirtti. Bu gelişmelerin yılın geri kalanında dış ticaret açığı üzerinde yukarı yönlü baskıyı artırdığını kaydetti. Karahan, 2026’da cari açığın milli gelire oranının uzun dönem ortalamasının altında gerçekleşeceğini öngördüklerini, ancak jeopolitik gelişmelerin seyrinin belirsizlik içerdiğini vurguladı.
Nisan itibarıyla yıllık tüketici enflasyonunun yüzde 32,4 seviyesinde gerçekleştiğini hatırlatan Karahan, Mayıs 2024’te ulaşılan zirveyle kıyaslandığında enflasyonda belirgin bir düşüş yaşandığını ifade etti. Ancak enflasyonun yüksek seyrini koruduğunu ekledi. Karahan, yıllık enflasyonun geçmiş dönem artışlarını bünyesinde barındırdığından yakın dönem görünümü yeterince yansıtmayabildiğini belirtti. Göstergelerin son 3 aylık ortalamalarının enflasyonun ana eğiliminde bir miktar yükselişe işaret ettiğini, yılın ilk 4 ayındaki fiyat artışlarına bakıldığında enflasyonun temel mal ve hizmet gibi çekirdek gruplarda yavaşladığını, ancak gıda ve enerjide yükseldiğini gözlemlediklerini söyledi.
Nisan ayı tüketici enflasyonunun seyrinde enerji, gıda ve giyim fiyatlarının öne çıktığını dile getiren Karahan, akaryakıt fiyat gelişmeleri etkisiyle ulaştırma hizmetlerinde fiyat artışlarının güçlü seyretmeye devam ettiğini bildirdi. Martta görece ılımlı seyreden gıda fiyatlarının nisanda tekrar hızlandığını, temel mal enflasyonu tarafında ise yükselen giyim grubu fiyatlarının öne çıktığını aktardı. Ayrıca petrol fiyatlarındaki artışın yansımasıyla petrokimya ürünleriyle bağlantısı güçlü olan kalemlerde de fiyat artışları olduğunu ifade etti. Şubat 2026 sonunda Orta Doğu’da başlayan gerilimin, negatif arz şoklarına yol açarak enflasyonist baskıları artırdığını, yurt içi enerji fiyatlarının petrol ve doğal gaz fiyatları öncülüğünde hızlandığını belirtti. Yavaşlama eğiliminde olan enerji yıllık enflasyonunun son iki ayda 19 puan arttığını kaydetti. Tetiklenen maliyet artışları sonucunda elektrik ve doğal gaz tarifelerinde güncellemeye gidildiğini, özellikle doğal gazda meskenler için kademeli fiyat uygulamasına geçilmesiyle fiyat artışının belirgin olduğunu söyledi. Ham petrol fiyatlarındaki artışların tüketici fiyatlarına olan etkisini sınırlamak üzere akaryakıt ürünlerinde eşel mobil sisteminin devreye alındığını ve bu sistemin petrol fiyatlarındaki artışların enflasyona yansımasını önemli ölçüde sınırladığını hatırlattı.
Hizmet enflasyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Karahan, 2025’te hizmet enflasyonunun yüksek seyrinde kira ve eğitim hizmetlerinin önemli olduğunu belirtti. Bu iki kalemde de geçmiş enflasyona endeksleme eğiliminin rolünün yüksek olduğunu, son bir yıllık dönemde her iki kalemde de enflasyonda önemli düşüşler yaşandığını ve bu durumun hizmetlerde süregelen ataletin güç kaybetmeye başladığını gösterdiğini dile getirdi. Kira tarafında, gerek mevsim etkilerinden arındırılmış yakın dönem kira verileri gerekse yeni kiracı kira endeksinin, enflasyonda eğilimin aşağı yönlü olduğuna işaret ettiğini bildirdi. Eğitim tarafında da fiyat ayarlamalarına dair düzenlemelerde, geçmiş 24 ayın enflasyonu yerine 12 ayın etkisini yansıtacak şekilde değişikliğe gidilmesini önemli bulduklarını vurguladı.
TCMB Başkanı Karahan, bir önceki sunum dönemiyle kıyaslandığında enflasyon beklentilerinin arzu edilen ölçüde gerilemediğini gözlemlediklerini ifade etti. Beklentilerin, halen enflasyon tahminlerinin üzerinde seyrettiğini, yılın ilk aylarında gıda fiyatlarının yüksek seyrettiğini, sonraki dönemde ise Orta Doğu’daki gelişmelerin enflasyon görünümü üzerinde belirsizliğe yol açtığını belirtti. Buna istinaden enflasyon beklentilerinde bozulma görüldüğünü, bu dönemde jeopolitik gelişmelerin olası ikincil etkilerinin önem taşıdığını ve gerilimin ne kadar süreceğinin enflasyon görünümü açısından kritik bir risk unsuru olduğunu değerlendirdi.
Fatih Karahan, şubat sonunda Orta Doğu’da başlayan gerilim kaynaklı artan belirsizliklerin, ham petrol, doğal gaz ve emtia fiyatlarında yüksek oynaklıklara ve artışa neden olduğunu dile getirdi. Söz konusu unsurların enflasyon görünümü üzerinde oluşturabileceği riskleri sınırlamak amacıyla zamanlı bir şekilde bazı tedbirler aldıklarını anlattı. TL mevduat, kredi büyümesi ve likidite yönetimi odaklı makroihtiyati tedbirleri sıkı para politikası duruşlarını desteklemek üzere uygulamaya devam ettiklerine işaret etti. TL mevduat payını artırmayı hedefleyen düzenlemeleri finansal koşullara göre revize ederek uyguladıklarını, KKM hesaplarının açılması ve yenilenmesi uygulamasını 2025’te sonlandırdıklarını ve bu hesaplarda çok sınırlı bir bakiye kaldığını kaydetti. Kredi büyümesindeki dalgalanmaları yönetmek için büyüme sınırlarını kullandıklarını, son dönem jeopolitik gelişmeler sonrasında olduğu gibi aktif likidite yönetimi politikası ile parasal aktarım mekanizmasını güçlendirdiklerini belirtti.
TCMB Başkanı Karahan, 2025’in ikinci yarısından itibaren politika faizinde yapılan indirimlerin, şubat sonundaki jeopolitik gelişmelere kadar olan dönemde mevduat ve kredi fiyatlamalarına beklentileri ölçüsünde yansıdığını ifade etti. Geçen yıldan itibaren kıymetli maden fiyatlarındaki hızlı yükseliş ve artan jeopolitik riskler sonucunda TL payının zaman zaman dalgalanmakla birlikte, sıkı para politikası duruşunun yurt içi yerleşiklerin TL mevduat tercihinin korunmasında rol oynadığına dikkat çekti. Nitekim TL mevduatın payının yüzde 59 ile tarihsel ortalamasına yakın seviyede kalmaya devam ettiğini, yatırım fonlarını da dahil ettiklerinde bu görünümün değişmediğini söyledi. Yaşanan jeopolitik gelişmeler sırasında hane halkında döviz talebinin oluşmadığını ifade eden Fatih Karahan, mart ayının son haftasında altın fiyatlarında görülen hızlı gerilemenin, hane halkının altın talebinde bir yükselişe yol açtığını, ancak takip eden dönemde altın fiyatlarının daha dengeli bir patikaya oturmasıyla bu talebin sona erdiğini gözlemlediklerini, döviz tarafında ise satış eğiliminin devam ettiğini değerlendirdi.
Karahan, savaş döneminde artış kaydeden risk ve oynaklık göstergelerinde ateşkes görüşmeleri sonrasında gerileme yaşandığına işaret etti. Jeopolitik gelişmeler sonucu 27 Mart’ta 155 milyar dolara gerileyen brüt rezervlerin, takip eden dönemde 16 milyar dolar artış göstererek 24 Nisan’da 171 milyar dolara ulaştığını kaydetti. Swap hariç net rezervlerin ise 17 milyar dolar artışla 36 milyar dolara yükseldiğini belirtti. Jeopolitik gelişmelerin de neden olduğu arz şoklarının dezenflasyon sürecini olumsuz etkilediğini, ancak bu durumun fiyat istikrarına ulaşma yolundaki kararlılıklarını değiştirmeyeceğini vurguladı. Yaşanan gelişmelerin orta vadeli enflasyon görünümü üzerindeki yansımalarının, para politikası duruşlarıyla şekilleneceğini, fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı para politikası duruşunu sürdüreceklerini, çünkü fiyat istikrarının sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refah artışı için ön koşul olduğunu belirtti.
Türkiye’nin en güçlü ve en iddialı haber teması: Seobaz Haber Teması. Hız, SEO uyumu ve modern tasarımıyla rakiplerinizi geride bırakın, haber sitenizi zirveye taşıyın.
Yorum Yap