Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Engin Bozkurt, dolaşım sistemi hastalıklarının ölüm nedenlerinde ilk sırada yer aldığını belirterek, kalp sağlığı kontrollerinin önemine dikkat çekti. Risk faktörleri ve erken teşhisin hayati olduğunu vurguladı.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 yılı verilerine göre, dolaşım sistemi hastalıkları ölüm nedenlerinde yüzde 34,7 ile ilk sırada yer aldı. Bu ölümlerin yüzde 42,3’ünü iskemik kalp hastalıkları oluşturdu. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Engin Bozkurt, kalp sağlığı kontrollerinin sadece belirtiler ortaya çıktığında yapılmaması gerektiğini vurguladı.
Prof. Dr. Engin Bozkurt, doğuştan kalp hastalıklarının erken tespitinin takip ve tedavi için hayati olduğunu belirtti. Ailesinde kalp krizi veya kalp-damar hastalığı öyküsü bulunan kişilerin kardiyolojik değerlendirmeleri ihmal etmemesi gerektiğini söyledi. Birinci derece yakınlarında risk taşıyan kişilerin risk değerlendirmesi yaptırması gerektiğini ekledi.
Herkesin yaşamının ilk 30 yılı içerisinde en az bir kez kardiyoloji muayenesinden geçmesini öneren Prof. Dr. Bozkurt, sonraki takip sıklığının tansiyon, yaş, cinsiyet, sigara, kolesterol, diyabet ve aile öyküsü gibi risk faktörlerine göre belirlendiğini açıkladı.
Kolesterolün vücut için gerekli bir yapı taşı olduğunu ancak yüksek LDL kolesterolün damar sertliği ve kalp-damar hastalığı riskini artırdığını belirten Prof. Dr. Bozkurt, toplumdaki kolesterol ilaçlarına yönelik yanlış inanışlara dikkat çekti. LDL’nin yüksekliğinin damar hastalığı riskini artırdığını, HDL’nin ise ‘hayırlı kolesterol’ olarak olumlu olduğunu ifade etti.
Doktor tarafından reçete edilen kolesterol ilaçlarının kesinlikle hekime danışılmadan bırakılmaması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Bozkurt, olası yan etkilerde doğrudan hekime başvurulması gerektiğini, doz veya tedavinin yeniden düzenlenebileceğini belirtti.
Kalp krizi riskinin sigara kullanımı, diyabet, yüksek tansiyon, yüksek LDL kolesterol, aile öyküsü, fazla kilo ve hareketsiz yaşam gibi faktörlerin bir araya gelmesiyle arttığını kaydeden Prof. Dr. Bozkurt, özellikle tansiyon ve kolesterol yüksekliğinin uzun süre belirti vermeden damar yapısını etkileyebileceğini söyledi.
Göz kapakları çevresi veya diz gibi bölgelerdeki sarımsı yağ birikimlerinin yüksek kolesterolün dışarıdan görülebilen bulguları arasında yer alabileceğini belirten Prof. Dr. Bozkurt, düzenli tempolu yürüyüş, bisiklet veya yüzme gibi aktivitelerin yaşamın parçası haline getirilmesini önerdi. Dengeli beslenme ve paketli gıdaların sınırlanmasının da kalp sağlığı için önem taşıdığını ekledi.
Kalp krizinin en önemli bulgusunun göğüs ağrısı olduğunu, ancak ağrının her zaman klasik şekilde ortaya çıkmadığını belirten Prof. Dr. Engin Bozkurt, göğüs kafesi ortasında baskı, sıkışma, yanma hissi, nefes darlığı, soğuk terleme, bulantı veya ağrının kola, sırta, boyna ya da çeneye yayılması halinde kalp krizinden şüphelenilmesi gerektiğini ifade etti.
Kalp krizinde zamanın ‘kalp kası’ anlamına geldiğini belirten Prof. Dr. Bozkurt, belirtiler görüldüğünde kişinin kendi aracıyla hastaneye gitmesini beklememesi, acil 112 aranarak ambulansla sağlık kuruluşuna ulaşılması gerektiğini vurguladı. Damarın açılması ve kalp kasının yeniden kanlanması için geçen her dakikanın kritik olduğunu söyledi.
Tedavi seçeneklerinin geliştiğini belirten Prof. Dr. Bozkurt, uygun hastalarda kasıktan girilerek uygulanan transkateter aort kapak implantasyonu (TAVI) gibi girişimsel yöntemlerin cerrahiye alternatif olabildiğini ekledi. Benzer şekilde bazı kapak kaçaklarında da mandallama veya klip gibi girişimsel yöntemlerin uygulanabildiğini belirtti.
Türkiye’nin en güçlü ve en iddialı haber teması: Seobaz Haber Teması. Hız, SEO uyumu ve modern tasarımıyla rakiplerinizi geride bırakın, haber sitenizi zirveye taşıyın.
Yorum Yap