Kalp ritim bozukluğu atriyal fibrilasyon, belirti vermese de inme riskini artırıyor. Prof. Dr. Dursun Aras, sessiz ritim bozukluğuna dikkat çekti ve risk gruplarını uyardı.
Kalp ritim bozukluğu olan atriyal fibrilasyon, bazı hastalarda belirti vermeden ilerleyebiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Dursun Aras, bu sessiz ritim bozukluğunun dahi inme riskini taşımaya devam ettiğini belirtti. Toplumda yaygın olarak görülen atriyal fibrilasyonun yaşla birlikte sıklığının arttığını vurgulayan Aras, özellikle 65 yaş üstü bireylerin düzenli kardiyolojik muayene olmasını önerdi.
Atriyal fibrilasyon, kalbin kulakçıklarının düzenli kasılma yeteneğini kaybetmesiyle ortaya çıkan, hızlı ve düzensiz bir elektriksel aktivite durumudur. Prof. Dr. Aras, bu durumun hastalarda en sık çarpıntı ve düzensiz kalp atımı olarak hissedildiğini ifade etti. Bazı hastalarda nefes darlığı, çabuk yorulma, vücutta ödem ve göğüs ağrısı gibi ek belirtiler de görülebiliyor.
Prof. Dr. Aras, atriyal fibrilasyonun her zaman belirgin semptomlar göstermediğine dikkat çekti. Bazı hastalarda ritim bozukluğu EKG sırasında tesadüfen saptanırken, bazılarında ise ilk ve tek belirti inme olabiliyor. Kalp içinde oluşan pıhtının beyne ulaşmasıyla meydana gelen inme riski, hastanın ritim bozukluğunu hissetmemesi durumunda da devam ediyor. Bu nedenle, belirti vermeyen atriyal fibrilasyon vakalarının tespiti büyük önem taşıyor.
Atriyal fibrilasyonun teşhisinde EKG temel tanı aracı olarak kullanılıyor. Aralıklı ritim bozuklukları için 24 veya 48 saatlik Holter kayıtları devreye giriyor. Akıllı saatler de sundukları ritim kayıt özelliğiyle tanı sürecine katkı sağlıyor. Prof. Dr. Aras, 65 yaş üzerindeki bireylerin en az bir kez kardiyolojik muayeneden geçerek EKG çektirmesi gerektiğini vurguladı.
Tedavinin ana hedeflerinden biri inmeyi önlemek. Uygun hastalarda kullanılan kan sulandırıcı ilaçlar, inmelerin önemli bir kısmını engelleyebiliyor. Prof. Dr. Aras, atriyal fibrilasyonda aspirin kullanımının inme riskini azaltmada etkili olmadığını, bu amaçla kullanılan kan sulandırıcıların farklı olduğunu ve hastanın risk faktörlerine göre belirlendiğini belirtti. Ritim kontrolü de tedavinin önemli bir parçası olup, kateter ablasyon gibi yöntemler kullanılabiliyor. Kilo kontrolü, yüksek tansiyon ve diyabetin yönetimi, uyku apnesinin tedavisi, alkol ve sigaranın bırakılması, sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz gibi yaşam tarzı değişiklikleri de tedavinin ayrılmaz unsurları olarak öne çıkıyor.
Türkiye’nin en güçlü ve en iddialı haber teması: Seobaz Haber Teması. Hız, SEO uyumu ve modern tasarımıyla rakiplerinizi geride bırakın, haber sitenizi zirveye taşıyın.
Yorum Yap